TÜRKİYE’NİN KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOĞU (Şubat’17)

0
870
views

KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOĞU NEDİR?

Türkiye’nin kamu ve özel sektörün kısa vadeli dış borç stoğu (KVDS) her ay merkez bankası tarafından açıklanır.  KVDS dış borç istatistiklerinin bir alt gurubudur. Bu istatistik hesaplanırken “yerleşikler” kavramı dikkate alınır.  Bir ekonomide “yerleşikler”, bir yıldan fazla süre ile devamlı ve düzenli olarak ikamet eden ve o ekonomi içerisinde faaliyet gösteren kurum ve kişiler olarak tanımlanır.

KVDS ise; herhangi bir tarih itibarıyla kullanımı gerçekleştirilmiş olan ve yerleşik kişilerin yerleşik olmayanlara borçlu olduğu; kullanım tarihinden itibaren 1 yıl içinde anapara ve/veya faiz ödemesi yapılmasını gerektiren cari, şartlı olmayan yükümlülüklerin bakiyesidir. 

TÜRKİYE’NİN ŞUBAT 2017 İTİBARİYLE DURUMU

Merkez Bankası tarafından en son yayınlanan Şubat’17 KVDS istatistiklerine göre Türkiye’nin kamu ve özel sektörün orijinal vadesine bakılmaksızın 1 yıl veya daha kısa kalan dış borcu 161 milyar 183 milyon dolardır. Bu rakam içerisinde kamunun KVDS tutarı 26 milyar 571 milyon dolar ve özel sektörün KVDS tutarı ise 133 milyar 195 milyon dolardır.

Özel sektör içerisinde finansal kuruluşların KVDS tutarı 80 milyar 727 milyon dolar, diğer kuruluşların ise 53 milyar 63 milyon dolardır. Kamu’da ise merkezi yönetimin kısa vadeli dış borcu 5 milyar 342 milyon dolardır. Türkiye’nin dış borcunun yaklaşık %50’si Dolar, %30 Euro, %20 ise İsviçre Frankı, Sterlin, Japon Yeni ve Türk Lirası cinsinden oluşmaktadır.

Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoğunun yaklaşık %63’ü kamu ve özel finans kuruluşlarının yükümlülüğü altındadır. Bu durum da, banka ve diğer finans kuruluşları yerleşiklerin ihtiyaç duyduğu finansman ihtiyacının hatırı sayılır bir kısmını yurt dışından aldığı borçlar ile karşıladığını göstermektedir.

DAHA İYİYE GİTMEK İÇİN NE YAPILMASI GEREKİYOR?

Bir ülkenin dış borcunun yüksek olması, özellikle kendi parası cinsinde değilse, ülke ekonomisinin riskli bir duruma doğru ilerlediğini gösterir. Türkiye’nin dolar ve Euro cinsinden olan kısa vadeli borçlarını ödemesi için Türk lirası cinsinden kazancını dövize çevirmesi, Dolar/Euro cinsinden ihracat yapması veya turizm gelirlerini artırarak döviz ihtiyacını karşılaması gerekir. Aksi takdirde, borcunu döndürmek için tekrar daha yüksek maliyetlerde borçlanmak zorunda kalır.

Türkiye’de döviz kurunun bu kadar artmasının en büyük nedeni dış borçları ödeyebilmek için ihtiyaç duyulan dövizin kolay temin edilememesidir. Türkiye’deki yerleşiklerin tasarruf oranının düşük olması, son yıllarda turizm gelirlerindeki düşüş ve sürekliliği olan ileri teknoloji ürün geliştirmedeki başarının istenen düzeyde olmaması döviz ihtiyacını karşılamada problem oluşturmaktadır. Dolayısıyla, talebi artan dövizin değeri artmakta ve kurlar yükselmektedir.

Türkiye’nin kısa ve uzun vadeli dış borç stoğundaki değişmeler ülke riski ve döviz kurlarının seyri için çok önemlidir. Dünyadaki bol para döneminin sona ermesi ile birlikte gelişmekte olan ülkeler için borçlanmanın maliyeti artmıştır. Türkiye’nin dış borcunu düşürmesi için ileri teknoloji ürün ihracatına olabildiğince fazla destek vermesi ve yapısal reformları mümkün olduğunca hayata geçirme hamleleri yapması gerekmektedir.